Ana sayfa Teknoloji Sosyal medya&İnternet CES 2017 beklentilerin aşağısında firmalar da pek önemsemiyor

CES 2017 beklentilerin aşağısında firmalar da pek önemsemiyor

CES 2017, CES ile ilgili öngörüleri 'sona yaklaşıldığını' mı gösteriyor? Peki iletişim buna ne diyor?

331
0
Okuma süresi: 3 dakika

CES 2017 fuarı gelmiş, çatmışken CES 2017’nin beklentilerin aşağısında kaldığı ile ilgili ortak bir görüş var sektörde. Aslında sadece CES ile ilgili değil bütün fuarların popüleritesi düşmeye ve tanıtılacak olan ürünlerin de inovasyon değerleri de düşmeye başladı. Bununla ilgili dünyadaki ekonomik krizi sebep olarak gösterebiliriz ancak değerlendirmelere bakarsak fuarlar, firmalar açısından yük olmaya başladığı da şu sıralar dillendiriliyor. Fuarların ilgi ve alakası geçtiğimiz yılki Cenevre Otomobil Fuarı’nda azaldığı resmen görüldü, teknolojilerin daha çok in-house olarak duyurulması daha popüler hale geldi.

CES 2017 çağın gerekliliklerini yerine getiremez

Bu giriş cümlesi yüzeysel bir bakış açısı. Aslında duruma iletişim kuramlarını inceleyerek bakmak gerekiyor. İletişim içerisinde iletişim bilimcilerin oluşturduğu kuramlar vardır ve milenyum dönemi ve sonrasında, üstelik bu dijital çağda bile bu ana akım ve eleştirel iletişim kuramları uygulanıyor. Tam bu noktada kitle iletişimlerinin ‘Laswell Modeli’ne uyan fuar tanıtımları anlayışı, enformasyon kaynağı ile reciever arasında pasif bir ilişkiyi yürütür.

Reciever etkilenen noktasındadır ve iletişimin monologluğu ortak noktadadır. Böylece, iletişim kuramcıları bu yöntemin daha çok iknaya dayalı, daha çok siyasi bilimcilerin araştırdığı ve daha kötüsü ise teknolojinin olmazsa olmazı geri besleme öğesinin pek fazla dikkate alınmaması, bu iletişim yöntemini biraz geriye atmaya mecbur kılıyor. Kendinizi bir reciever, gazetecileri enformasyon kaynağı ve firmaları da iletici konumda düşünecek olursanız, iletişimde sektelere uğranması kaçınılmaz oluyor ve bu da teknolojideki inovatif değerleri adeta çöpe atabiliyor. Bu ‘fuar’ mekanizması, iletişim süreçlerinde adeta bir ilkel dürtü olmasıyla bilinir, tamamen ikna-enformasyon kaynağının becerisi ve fırsat eşitsizliklerini de beraberinde getirir.

CES 2016’da fiziksel üründen çok yazılım vardı

Laswell yöntemi, propaganda ve tanıtım süreçlerinde etkili bir yol olsa da sonuç olarak bu ‘fuar’ anlayışını destekleyen yegane iletişim kuramıydı. CES’in son iki fuarı gösteriyor ki, teknolojinin yavaş yavaş yeni temeller oluşturduğu ve aslında çok da eski bir yöntem olan ‘ürünün kendisinin, alıcının kendisi olması’ konusuna oldukça ters düşmekle birlikte firmalar ‘etkilenen kişi’ konusunda oldukça açığa düşmeye başladılar. Bu konuda öncelikleri alıcıyı mı, etki altına almak yoksa enformasyon kaynağını, yani bizleri mi, etki altına alınması gerektiği konusunda soru işaretleri mevcut.

Bu çağda iletişim simgelerinin daha esksiksiz aktarılması, teknik olarak şartların ilerlemesiyle semantik sorular aşılmaya başlandı ve aktarılan bilgilerin amaçlanan anlamlarıyla aktarıldığı da su götürmez bir gerçek.  Fuar anlayışı, yüz yüze iletişimin önemini gösterse de, enformasyon ile verici arasında ve gerçek kitle açısından problemleri var.

Fuarlarda artık start-up’lar ve yerel firmalar öne çıkıyor

CES fuarı bu yıl 50. Senesini kutluyor. Genel olarak yüz yüze iletişimi kuvvetlendirebilmek adına gerçekleştirilen bu fuar, zaten son yıllarında şematik olarak bazı evrelerden geçmiş, kendi içerisinde çalışma açısından büyük farklılıklar gözlemlendi. Örnek vermek gerekirse, geçen yılki CES 2016 daha çok IoT’ye dayalı yazılımların ve kablosuz  iletişim araçlarının duyurulduğu bir teknoloji fuarı oldu. Bazı iletişim kanallarında ise, firma yetkililerinin fuar masraflarının gittikçe artmasıyla birlikte kullanıcıdan daha az geri bildirim almaya başladıklarını da teyit edebiliyorlar. Aslında firmaların kendi etkinlikleriyle ürün tanıtımı ve geri bildirim toplamaları hem ekonomi hem de iletişim açısından daha mantıklı bir seviyeye geldi. Son 3 yılda in-house seminerler ve ürün sunumları kesinlikle artış gösterirken, firmaların bu tip fuarlara yaklaşımlarındaki heyecanın da düştüğünü somut olarak görebilirsiniz.

Matematiksel İletişim Kuramı: Tekil kullanıcı önemli, topluluk değil

Artık, fuarlardan öte matematiksel iletişim daha ağır basmaya başladı. Yani Weaver’ın ve Shannon’ın kuramları. Yani artık kaynaklar firmaların kendisi olmaya başladı, aracı enformasyon kaynaklarının yerine, tüketicinin (alıcının) kendisi ve direkt olarak ‘kişiye özel olarak’ kurgulanır, alıcıya onun anlayabileceği şekiliyle sunulur. Burada tekil olarak kullanıcının ürünü kullanması, sadece ‘ticari’ olarak değil, ondan geri bildirimler alabilmesi de önemli hale geliyor. Haliyle, bir fuar mantığı ile yanlış kaynak-enformasyon iletişimiyle zaten teknolojinin gelişimi pek mümkün değil. Kaynaklar, yani firmalar artık kitleden öte tekil olarak kullanıcıya dokunmak istiyor ve aslnda ar-ge’leri de bu yönde gelişiyor.

Tahminimizce özellikle CES gibi fuarlar, Cenevre Otomobil Fuarı gibi fuarlar daha çok yerel firmaların ve start-up’ların bir tür kuluçka merkezi olmaya başlayacaklar. Ana akım firmalar ise kendilerini in-house sunumlara adamış durumdalar.