Home Diğer Bilimler Arkeoloji 7 Antik Roma Keşfi: Eski Teknolojinin İnanılmaz Başarıları

7 Antik Roma Keşfi: Eski Teknolojinin İnanılmaz Başarıları

3289
0
beautiful shot famous roman colosseum amphitheater breathtaking sky sunrise
beautiful shot famous roman colosseum amphitheater breathtaking sky sunrise

Modern dünyayı hangi Antik Roma keşifleri ve teknolojileri etkilemiştir?

Antik Roma keşifleri ve icatları Roma İmparatorluğu ile birlikte yıkılmamıştır. Üzerinden binlerce yıl geçmesine rağmen Romalıların ustaca çalışmaları günlük hayatımızda hâlen yer almaktadır.

Science dergisine göre Avrupa’nın çoğunu, Batı Asya’yı, Kuzey Afrika’yı ve Akdeniz’i kapsayan bir imparatorluğa sahip olan Romalılar; döneminde muazzam bir güç ve etkiye sahipti. M.Ö. 8. yüzyılda Roma’nın kuruluşundan 5. yüzyılda Batı İmparatorluğu’nun çöküşüne kadar Roma teknolojisi; modern dünyanın bazı araçlarını, mimarisini ve şehir düzenini etkiledi.

Nature dergisine göre Romalılar, yaşadıkları dönemde su tüketimi ve değirmenlerden enerji üretmek gibi konularda uzmanlaşmışlardı. Tarımsal Ürünler dergisine göre de aynı zamanda “gıda, tohum, takip” sistemi ve ekin döngüleri ile çiftliklerde ekinlerin verimini mümkün olduğu kadar fazla arttırabilmişlerdi. Çiftlikleri bu üç araziye bölmek, ekinlerin her zaman toplanmaya hazır olmasını sağlardı.

Bununla birlikte, her antik yenilik yalnızca Romalılara ait değildir. Örneğin tarihteki ilk takvim bir Roma icadı değildir, fakat Astronomi Tarihi dergisine dünyanın büyük bir kısmında yaygın olarak Julian takviminin öğretildiği yazmaktadır. 

Kendilerinin eşsiz icatlarından gelişmiş tekniklerine kadar, burada Romalıların dünyaya öğretmeye yardım ettiği yedi örnek bulunmaktadır.

1. Evimizi Nasıl Isıtabiliriz?

Romalılar, ısıyı etkili bir şekilde dağıtmak için eski bir yöntem olan yer altı ısıtma tertibatını icat etmişlerdir. İnteraktif görselin üzerine tıklayarak bu sistemin özelliklerini öğrenebilirsiniz.

Boşluklu tuğla
Binanın duvarları, ısının içeriden yükselmesine izin vermek amacıyla oyuktur.

Duman geçişi
Duvardaki ısı ve duman geçişleri, evde duman oluşumunu durdurmak için önemlidir. Duman, çatının bacalarından dışarı çıkarılması için dikey olarak hareket etmekteydi.
 
Konforlu evler
Bu ısıtma sistemleri, odadaki havayı 86 derece Fahrenheit’e yani 30°C’ye kadar ısıtılabilir.
 
Dönüştürülmüş hamamlar
Antik Romalılar hamamlarıyla ünlüdür. Antik Roma hamamları doğal sıcak su kaynakları ile ısıtılmaktaydı ve Romalılara ait olan ve “hipokaust” olarak isimlendirilen merkezi ısıtma sistemlerinde de kullanılmıştır.
 
Oda Sistemi
Yerin altında, pilae olarak isimlendirilen tuğla sütunlar binayı desteklemekteydi.
 
Isı akımı
Tuğla yığınları arasındaki boşluklar, sıcak havanın yatay olarak yayılması için geçitler oluşturmaktaydı.

Fırın
İnsanların odun ateşini fırında tutmaları ve ısıyı serbest bırakmaları gerekiyordu.

2. Atıklarımızla Ne Yapabiliriz?

Sürdürülebilirlik dergisine göre Antik Roma, dünyadaki ilk evlerde kullanılan kanalizasyon sistemine ev sahipliği yapıyordu. Bu yer altı kanalizasyon sistemleri M.Ö. 500 yıllarında kuruldu ve dev, oymalı taş tünellerden oluşuyordu. Fakat Su Kirliliği Kontrol Federasyonu dergisine göre bu kanalizasyon sistemlerinin amaçları farklıydı. Modern dünyada, bir kanalizasyonun ana amacı sağlığa zararlı atıkları kırsal bölgelere taşımaktır. Bununla birlikte Roma’da kanalizasyonun asıl amacı su baskını yaşanmaması sebebiyle fazla suları  sokaklardan kaldırmaktı.

Bazı evler direkt olarak Roma’nın kapalı kanalizasyon sistemleri ile bağlantılıydı, diğerleri ise atıklarını sokaklara boşalttı fakat daha sonra atıkları kanalizasyona taşımak amacıyla sokaklar yıkandı. Roma’nın ana nehri olan Tiber’e ulaşana kadar atıklar geniş tünel bağlantılarından geçiyordu. Günümüz kanalizasyon mimarisi, bu eski yapılardan bu yana çok fazla değişmedi. Ulaştırma Teknolojileri Dergisi‘ne göre, aslında Antik Roma’nın “En Büyük Kanalizasyon”u günümüzde hâlen bulunmaktadır ve günümüze bulunan en eski Antik Roma yapılarından biridir.

3. Şehirlerimizi Nasıl Planlamalıyız?

Amerikan Arkeoloji Dergisi‘ne göre, şehirlerin ızgara düzeni, Antik Roma’ya ait olan ve “yüz yıllık” olarak adlandırılan toprağın yüzlük eş parçalara ayrılması sisteminden uyarlanmıştır. Daha sonra Roma topraklarını fethedilen bölgelere organize eden ızgara oluşumu, bugün büyük şehirlerdeki yolları ve sokakları düzenliyor.

Roma İmparatorluğu altındaki birçok kasaba genişletilip yeniden geliştirildiğinden, Romalılar çıplak arazileri yerleşik şehirlere dönüştürmekte oldukça yetenekliydiler. Izgara sistemi bugün için basit bir sistem gibi görünse de, Romalılar bu yol bölme sistemlerini üretmeden önce, binalar ve diğer şehirlerin özellikleri genellikle arazinin şeklini ve jeolojisini takip ediyordu.

Geniş kasaba ve şehirler fikri de Romalıların tarafından birçok ülkeye tanıtıldı. Çapraz kesişen cadde düzenleri, ticaret için “insulae” olarak adlandırılan merkezi meydanlar yaratmasına sebep oldu. Uzay Sözdizimi Dergisi‘nde yayınlanan bir makaleye göre bu yapı sonraki şehir planlayıcılarına ilham verdi.

4. A’dan B’ye Nasıl Gidilir?

İmparatorluğu taşımak ve genişletmek için 9.000 kilometreden fazla yol inşa edildi.

Summum dorsum
Düz taş levhalar düz bir yüzey oluşturmak amacıyla çimentoya düzgün bir şekilde sabitlendi. Bu taşların kalınlığı yaklaşık olarak 15 cm kadardı.
Nucleus
Bu çimento, ince bir tuz ve çakıldan oluşmakta olup üst tabakayı yerine sabitlemek amacıyla iyi bir şekilde bağlanmıştır.
Umbon
Yolun kenarına yerleştirilen kenar taşları katmanları birbirine bağlamaya yardımcı oldu. 
Rudus
Kalın beton yapmak için çimento harcı ile yaklaşık 5 cm boyutlarında küçük taşlar kullanıldı.
Statumen
Büyük yassı taşlar yolun dibine eşit bir şekilde yığıldı ve taşlar arasında bulunan küçük boşluklar suyun akışına izin vermekteydi.
Gremium
Düz temeller oluşturmak amacıyla zemin yoğun bir kum veya kuru bir toprakla düzleştirildi.

5. Kalıcı Betonun Sırrı

Genellikle teknoloji ve bilimdeki ilerlemelerle, insan yapımı tasarımlar zaman içerisinde devamlı olarak gelişmektedir. Bununla birlikte Nature dergisinde yayınlanan bir makaleye göre Romalılar tarafından yapılan beton aslında günümüz malzemelerinden daha güçlüydü. Örneğin tuzlu su birkaç yıl içinde modern zamanlarda kullanılan betonu aşındırmakta iken 2000 yıl önceki Romalılara ait olan deniz duvarlarından bazıları hâlâ sağlam durumdadır. Fakat Romalıların sahip olduğu betonun nasıl üretildiğine dair ayrıntılar zaman içerisinde kaybolmuştur.

Romalıların yapılarındaki sırların deşifre edilmesi amacıyla Kaliforniya Üniversitesi Berkeley Laboratuvarı‘ndaki bilim insanları  antik zamanlardaki betonun mineral içeriğini incelediler. Bu bilim insanları betonların yapısında kireç karışımları ve volkanik kayaçların kullanıldığını buldu ve bunun bir harç ve volkanik tüf yaratığı anlaşıldı. Daha fazla güçlendirmek için ise harç, deniz suyuna yerleştirildi. Su molekülleri, kül ile kimyasal reaksiyona giren kireci nemlendirdi ve onları birbirine yapıştırdı. Bunun sonucunda güçlü bir kalsiyum-alüminyum-silikat-hidrat yapısı oluştu.

Su altında olmayan yapılar bile oldukça dayanıklıydı. Örneğin, Romalıların usta teknikleri, volkanik kayaçlar ve kül kullanılarak oluşturulan ve Kolezyum olarak isimlendirilen bu ünlü yapıyı nispeten sağlam tuttu.

6. Kitaplar Nasıl Cilt Yapılır?

BBC Kültür‘e göre, Romalılar ilk yazılı belge bırakan insanlardan çok uzak olsalar da metinleri ilk kitap biçimleriyle dönüştürmek ile tanınırlar. Günümüzde kullanılan kağıt yerine “kodeks” adı verilen ciltli mum tabletler kullanılmıştır.

Beyin Cerrahisi dergisine göre mum tabletler, “stylus” isimli bir tür iğne olan keskin bir araç ile kazınmıştı. Birbirine katlanabilmeleri için tabletler, orijinal olarak yazılmış olan büyük kil tabletlerden daha inceydi. Daha sonra bu tabletlerin yerini daha hafif olan hayvan derileri almıştır.

7. Ameliyat Nasıl Yapılır?

Onkoloji Arşivi’nde yayınlanan bir makaleye göre Romalılar, birçok cerrahi amaçlı aletler icat etmiş ve tıbbi prosedür bilgilerini yaygınlaştırmışlardır.  Sağlık alanındaki ilerlemelerin birçoğu ise savaş alanında gerçekleşmiştir.

Nöroloji ve Nörobilim Raporları’na göre Romalıların kullandığı  “forseps” olarak adlandırılan bir tür maşa ve kemik matkabı gibi aletler günümüzdeki ameliyatları şekillendirmiştir. Kemik matkapları hastalıklı olan kemiği çıkarmayı sağlıyordu ve günümüde kullanılan tirbuşonlara görünüş olarak benzemekteydi. Forseps, Roma döneminde en yaygın kullanılan aletler arasındaydı ve vücuttan küçük kemik parçalarını çıkarmak amacı ile kullanılıyordu. Quenssland Üniversitesi Tıp Fakültesine göre Antik Roma literatüründe şırıngaların ilk kullanımlarından bazılarının kayıtları bulunmaktaydı ve bunlar tıbbi merhemleri uygulamak amacıyla kullanıldı.

ABD Ulusal Tıp Kütüphanesi’ne göre eski Roma döneminde bir kadın doğum yaptığı esnada ölürse çocuğun kadının vücudundan ayrılması gerektiği bir yasaydı ve bu ilk sezaryen biçimine yol açtı.

Ek Kaynaklar

İngiliz Mirası web sitesinde Roma Britanyası’nın yolları hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz. Roma İmparatorluğu’ndaki su ve sağlık sistemleri hakkında bilgi edinmek için The Open University tarafından hazırlanan bu videoyu izleyebilirsiniz.

Previous articleTalebe: Kendini Baştan Yaratan Bir Kadının Öyküsü
Next articleHücre Döngüsüne Genetik Yaklaşım ve Evrimin Görünmez Kanıtı
Çiğdem Uysal
19 yaşında. İstanbul Teknik Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünde, şu anda hazırlıkta. Bilimsever.